|
|
GÜLELİM
Temel adalet bakanı
Temel adalet bakanı olmuş bir hapishaneyi ziyarete gitmiş.
Hapishanede olan herkes
-Suçsuz yere buraya düştüklerini, kader kurbanı olduklarını
söylüyorlarmış. İçlerinden sadece bir tanesi suçlu olduğunu ve cezasına
razı olduğunu söylemiş.
Temel hapishane müdürüne dönmüş sinirli bir şekilde:
-Ha pu adamı çıkarun dışarıya içerdekilerinde ahlakunu pozmasun"
Nasa
Nasa Mars'a adam gönderecekmiş. Sadece bir kişi gidebilecek,
giden de geri dönemeyecekmiş.
İlk aday olan mühendise bu iş için ne kadar isteyeceğini sormuşlar:
- 1 Milyon Dolar demiş ve eklemiş - Kızılhaça bağışlayacağım.
İkinci aday olan doktora da aynı soruyu sormuşlar. Doktor:
- 2 Milyon Dolar demiş. - Bir milyonunu aileme bir milyonunu da tıbbi
araştırmalara bağışlayacağım.
Üçüncü aday olan Temel aynı soruya
- 3 Milyon Dolar diye cevap verince yetkililer diğerleri az isterken
kendisinin neden 3 milyon dolar istediğini sormuşlar.
Temel yetkililere doğru eğilmiş, kısık bir sesle:
- 1 milyonunu ben alırım, 1 milyonunu size veririm, mühendisi de Mars'a
göndeririz.
Kızılderili
Temel ile Dursun parasız kalmışlar.
İş ilanlarına bakıp yapabilecekleri bir iş aramaya başlamışlar.
Bir ilanda Bir kızılderili kafa derisi getirene 100$ yazdığını görür
görmez
Amerika'ya gidip kızılderili aramaya başlamışlar.
Günler boyunca çölleri, dağları araştırmışlar ama nafile,
hiçbir kızızderiliye rastlayamamışlar.
Sonunda yorgunluktan baygın düşüp bir yerde uyuya kalmışlar.
Temel sabaha karşı uyandığında çevrelerinde savaş boyaları sürünmüş
yüzlerce kızılderiliyi görünce Dursun'u dürtüp:
-Lan, Dursun! Kalk, kalk! Zengin olduk!
Sabırlı anne
Adamın biri süpermarkette alışveriş yaparken, karşı raflardan bir şeyler
toplayan bir anneyle küçük kızı dikkatini çekmiş. Pasta reyonuna
geldikleri zaman küçük kız "Anne bana pasta al!" diye tutturmuş, annesi
"olmaz" diye başını sallamış. Bunun üzerine küçük kız "Bana ne, ben
pasta istiyorum!" diye oracıkta kendini yerden yere atmaya başlamış.
Annesi "Biraz sabret Hülya, alacağımız bir iki şey daha kaldı, ondan
sonra hemen eve gidiyoruz" demiş ve reyonlarda gezinmeye devam etmişler.
Derken oyuncakların olduğu raflara gelmişler. Küçük kız bu sefer de "Ben
bu bebeklerden istiyorum!" diye tepinmeye başlamış, annesi "Az kaldı
Hülya, sabret şunları da aldık mı eve gidiyoruz."demiş ve yürümeye devam
etmişler. Nihayet kasaya gelmişler, aldıklarını dizerlerken onları
izleyen adam dayanamamış ve kadına yaklaşmış: "Afedersiniz, sizi
alışveriş yaparken izliyordum da, bu küçük yaramaz Hülya'ya karşı ne
kadar da sabırlı davrandınız..."
Kadın bunun üzerine "Beyefendi..." demiş, "... kızımın ismi Ayşe...
Hülya benim!"
Sandviç
İki avukat birlikte bir lokantaya gitmişler. Çantalarından birer sandviç
çıkarıp yemeye başlamışlar. Masalarına yaklaşan garson; "Burada kendi
yiyeceklerinizi yiyemezsiniz!" demiş.
Avukatlar "Afedersiniz, bilmiyorduk..." demişler ve sandviçlerini değiş
tokuş etmişler. |
|