|
|
AYRAÇ

İsmet Baytak
DERİN DEVLET
Son günlerde ülke kamuoyunun gündemine oturan “Ergenekon Çetesi”
operasyonunu ile bir taşla birkaç kuş vurulmak isteniyor.
AKP’ye yakın köşe yazarlarına göre;
ABD ile, PKK konusunda olduğu gibi bir işbirliği yapıldı ve işbirliği
sonucu Türkiye’de ki Gladyo artık açığa çıkarılıp yok edilecek (Fehmi
Koru)
Öncelikle, ABD ile PKK konusunda ne gibi gizli işbirliği yapıldı
bilinmiyor.
Türkiye’de Gladyo örgütlenmesi vardır. Bu başbakan Ecevit tarafından bile
itiraf edilmiştir.
Gladyo veya diğer adıyla “Gizli Nato”, soğuk savaş yıllarında, tüm Nato
üyesi ülkelerde, olası bir Sovyet işgaline karşı sivil direniş örgütlemek
amacıyla kurulmuş ve tüm giderleri NATO (siz onu ABD olarak okuyunuz)
tarafından karşılanmıştır.
Fakat bu gizli yapılanma, sosyalist sisteme karşı hiçbir eylem
yapmamıştır. Gizli Nato’nun eylem alanları sadece kendi ülke içinde olmuş,
ABD karşıtı, aydınları, sanatçıları, politikacıları hedef almıştır.
Ülkemizde işlenen tüm politik cinayetlerin arkasında, Maraş, Çorum, 1
Mayıs vb. cinayet ve katliamların arkasında hep bu gizli Nato olmuştur.
Soğuk savaşın sona ermesi ve sosyalist sistemin dağılmasından sonra bir
çok Nato üyesi devlet bu Gladyo’nun üzerine gitmiş şöyle veya böyle onu
önemli ölçüde dağıtmışlardır.
Fakat ne yazık ki ülkemizde Gladyo’nun üzerine hiç gidilmemiş ve gizli
Nato tüm gücünü korumuş ve korumaktadır.
Son günlerde gündeme gelen Ergenekon operasyonu ile bu “Derin Nato”nun
açığa çıktığını ve artık ülkemizin de demokratikleşeceğini, hukukun
dışında bir yapının kalmayacağı ileri sürülüyor.
Son operasyonda gözaltına alınanlara baktığımızda ise, bir tek general
hariç diğerlerinin ciddiye alınabilecek bir kariyer ve konumlarının
olmadığı görülüyor.
Bu gözaltına alınan, çete diye kamuoyuna sunulanlar olsa olsa ancak derin
devletin taşeronları olabilir, tetikçileri olabilir.
Bu örgüt sözüm ona siyasi cinayetler işleyerek ordunun darbe yapması için
ortam hazırlıyormuş. (Bülent Orakoğlu)
Kamuoyuna açıklananlara göre bunlar, Dink cinayeti, Cumhuriyet Gazetesine
bomba atma olayı, Rahip cinayet, Malatya katliamı vb. yapmışlar.
Sadece Dink cinayeti olayına baksak bile söylenenlerin gerçek olmadığını
görmemize yeter. Dink cinayetinde her şey aslında çok açık görülüyor,
cinayetin işleneceği çok önceden defalarca kez ihbar ediliyor, jandarma ve
polis ile fotoğraflar çekiliyor, silah biliniyor vb. bunların hiçbirisi
gözaltında değil.
Egemen güçler son zamanlarda işlenen siyasi cinayetleri bunların üstüne
yıkarak, gerçek katilleri (Gladyo’yu) gizlemiş olacakları gibi
milliyetçiliği/ ulusalcılığı katillikle, cuntacılıkla bir tutmuş olacaklar
ve insanlar kendilerini ulusalcı/milliyetçi olarak tanımlamaktan utanır
olacak.
TÜRKİYE’DE SİYASİ CİNAYETLERİN AMACI NE?
Ülkemizde 80 öncesi başlayan ve günümüze kadar uzanan tüm siyasi
cinayetlerin arkasında Gladyo vardır.
ABD, 1980 öncesi siyasi cinayetleri, 12 Eylül darbesini
gerçekleştirebilmek için ve bu süreci engelleyebilecek/ geçiktirebilecek
kişileri ortadan kaldırmak amacıyla yapmıştır.
Peki günümüzdeki siyasi cinayetler ne için yapılıyor? Türkiye’yi ılımlı
İslam devleti yapabilmek için. Her siyasi cinayet AKP’ye artı yazıyor.
Ve ne yazık ki ABD bu hedefe adım adım yaklaşıyor.
Ergenekon operasyonunda göz altına alınanlar ve yaptıkları her eylem
ABD’nin ılımlı İslam projesine hizmet ediyor, etmeye de devam ediyor.
Bunun doğru olmadığını söyleyenler, AKP ve Türkiye’nin konumuna
bakmalarını öneririm.
Erdoğan, MHP desteği ile anayasayı değiştirebilecek konumda. Cumhurbaşkanı
Gül, YÖK Başkanı onlardan. Türban’ın serbestliği sağlanmaya çalışılıyor.
Devlet kadrolarını ele geçirmiş durumdalar vb.
Adım adım ılımlı islama yaklaşıyoruz.
SONUÇ OLARAK:
Göz altına alınanlar Gladyo’nun arka kapısına bile yaklaşamazlar. Onlar
olsa olsa ancak Gladyo’ya tetikçi, taşeron olabilirler.
Gladyo ABD yapımıdır ve ABD’nin kendi yapısını ortadan kaldırmayı düşünmek
bile saflıktır.
Kimliklerinin önüne milletçi sıfatı konarak milliyetçi olunamaz. Öyle olsa
idi bir ABD yapımı olan MHP’de, BBP’de milliyetçi olurdu.
12 Eylül’den önce Gladyo tetikçilerini MHP tabanından sağlardı.
Şimdi de BBP tabanı ve kendilerine milliyetçi yaftası yapıştıranlardan
sağlıyor.
Ayrıca zaman zaman da ABD hizbullah/el kaide gibi dinci yapıları
kullanıyor.
Kendine milliyetçi/ulusalcı tanımlar yakıştıranlar bilerek veya
bilmeyerek, ABD’nin ılımlı İslam modeline hizmet ediyor. Bazıları da
milliyetçilik/ulusalcılık adına, bu tür yapılara destek vererek sonuçta
ayni değirmene su taşıyor.
Bu hükümet varlığını ABD desteğine bağlı olduğunu bildiği için Gladyo’ya
karşı kılını bile kıpırtadamaz. Bırakın kıpırdamayı, aklından bile
geçiremez.
Saygılarımla…
BİRİLERİ AMERİKA'YI KANDIRIYOR MU?
11 Eylül* saldırıları oldu. Amerika kurulduğu tarihten itibaren ilk kez
şiddeti kendi toprakları içinde gördü.
Tarih 11 Eylül, uçaklar ikiz kulelere dalıyor. Herkes büyük bir şaşkınlık
içinde kaçışıyor. Büyük bir panik.
Canlı yayında dehşet saldırıları izliyoruz.
Türk kanalları ABD kanallarına bağlanıyor. Kanallarda 2 bin uçağın havada
olmasından, ABD başkanının saldırılara karşı uçakta, havada olduğundan söz
ediliyor.
Verilen canlı yayınlara göre birileri çıkıp ABD'den teslim olmalarını
istese ABD teslim olacak gibi görünüyor.
İkiz kulelerde yangın, yangın nedeniyle kendine bilmem kaçıncı kattan
atanlar ve arkasından ikiz kulelerin yıkılış canlı yayında izleniyor.
Bu görüntüleri izlerken saldırıları Usame Bin Laden'in yaptığı söyleniyor.
Amerika şokta!
Birkaç Arap ülkesinin sevinç gösterileri dışında tüm dünya ülkeleri
ABD'nin yanında olduğu açıklamalarını yapıyor.
ABD yaralı bir ayı/domuz gibi saldıracak ülke arıyor. Saldırıyı kim
yapmıştı. Laden. Nerede Afganistan'da.
Sovyetler birliği yanlısı, Afganistan devrimci askeri darbesinden sonra
ABD, karşı devrimcileri, Pakistan ile birlikte örgütlemiş, Laden ve
Taliban'ı Afgan devrimci güçlerinin üstüne saldırtmıştı.
Gelişmeler üzerine SSCB Afganistan'a asker göndermiş ve ABD ve batının
desteklediği gerici/şeriatçı güçlere karşı savaşmıştı.
SSCB'de reel sosyalizm sona erdikten sonra devrimci Afgan yönetimi bir
süre daha ayakta kalabilmiş ve sonuçta Taliban'ın denetimine girmişti.
ABD, 11 Eylül saldırılarının sorumluluğu işte bu kendi örgütlediği
yapıların üzerine çevirdi.
ABD Devlet Başkanı Bush, "terörizme karşı ya benim yanımdasınız, ya da
bize karşısınız" diyerek tüm dünyaya meydan okudu. Tüm devletler ABD'ye
bağlılık yemini etti.
ABD sonuçta Afganistan'a saldırdı. Aslında Afganistan işgalinin kanlı ve
uzun süreceği beklenirken işgal süreci kısa sürdü.
Zafer sarhoşluğunu bir süre sonra üzerinden atan ABD gerçekleri görmeye
başladı.
Büyük bir terör saldırısı ile karşı karşı kalmış, karşılığında Afganistan
gibi hiçbir getirisi olmayan, dünyanın en yoksul ülkesini işgal etmişti.
İşte o zaman ABD'li yetkililer düşünmeye başladı.
Afganistan'da ne yapacağız?
Aslında yapacakları hiçbir şey yoktu. Sadece Kabil'i kontrol ediyorlar,
uyuşturucu trafiğine bile engel olamıyorlardı.
İşte o zaman kandırıldıklarını anladılar.
Birileri kendilerine terör saldırısında bulunmuş, sorumlusunu dinci terör
demiş ve Afganistan'a yönlendirmişlerdi.
Sonuçta ellerinde sadece İslami terör söylemi kalmıştı.
Aslında 11 Eylül ertesi günlerde ABD istediği her şeyi yapmakta serbestti.
Çünkü terör mağduru idi ve tüm ülkeler ABD yapacağı her şeyi hoş
göreceklerini söylemişlerdi.
ABD'nin gerçekleri anlaması yaklaşık üç yılı bulmuştu. Bu üç yıl boyunca
Rusya ekonomisini toparlamış, Çin gelişimine devam ediyordu.
11 Eylül terör saldırılarında ABD, stratejik öneme sahip denilerek
kandırılmış ve hiçbir özelliği olmayan, doğal kaynakları olmayan ve
denetimi askeri anlamda mümkün olmayan Afganistan üzerine saldırılmıştı.
Bu gerçeği anlayıncaya kadar ABD'nin haklılığı unutulmuş, diğer ülkeler
kendilerini biraz da olsa toplamıştı.
Fakat ABD dünyada gelmiş geçmiş tüm ülkelerin en gelişmiş, modern ordusuna
sahipti ve kimse ona açıkça karşı çıkamıyordu.
11 Eylül saldırılarında ve boşuna işgal edilen Afganistan'dan sonra bu
sefer kendisine Irak ikram edildi. Irak'ta petrol de vardı üstelik. Dış
ticaret/ savaş açıklarını Irak petrolü ile karşılayabilirdi.
ABD elinde 23 ülke sınırlarını değiştiren bir harita ile orta-Doğuya
yöneldi.
Bu kez de bildiğimiz gibi Irak'a saldırdı. Irak savaşı çok kısa sürdü.
Birkaç ay sonra ABD tankları Bağdat'a girmişti.
Aslında Saddam, ABD savaş gücü karşısında tutunamayacağını bildiği için
uzun dönemli direniş yapılanması kurmuştu.
Bu kimin umurunda idi işte Irak'ta kolayca işgal edilmişti. ABD memnundu.
Fakat günler geçiyor Irak'ta direniş güçleniyordu.
ABD bir kez daha kandırılmıştı.
Yenilemez denilen, dünyanın en güçlü savaş mekanizması Irak'ta patinaj
yapıyordu.
ABD IRAK SAVAŞINI YİTİRDİ
Bir çok kişi Irak'ta direnişin sürmesine karşılık ABD'nin Irak'ta
olduğunu, petrollerini sınırlı da olsa sattığını, ölen asker sayısının ABD
için önemli olmadığı söylüyorlar.
Bu açıdan bakılınca doğru gibi görünse de, ABD'nin karşısında hiçbir güçün
duramayacağı imajı Irak kumlarına gömülmüştür. 3,5-4 milyon suni ABD'nin
dünya egemenliğini sona erdirmiştir.
ABD'nin elindeki BOP haritası artık bir komedi malzemesi olmuştu. İran,
dünya siyasetinde ABD ile gırgır geçer konumuna geldi.
Şimdi ne oluyor? ABD hala dünyanın en gelişmiş ordusunu elinde tutuyor ve
Irak ateşini genişletmek istiyor. İran hala gündemde kalsa da yine
birileri ABD'yi aldatarak Pakistan'a yöneltiyor.
Afganistan'da denetimi sağlayamayan ABD bir de Pakistan'a girerse tam bir
çıkmaz içine girmiş olacak. Belki de olası bu savaş ABD imparatorluğunun
sonunu getirecek.
Gelişmeleri birlikte izlemeye devam ediyoruz.
Saygılarımla…
11 Eylül saldırısını kim yaptı?
1- bin Laden yapmadı. Çünkü onun kapasitesi buna uygun değil. Laden eç
güçlü silahı keleş sanıyor hala.
2-Rusya ve eski sosyalist ülkeler yapmadı. Çünkü ekonomileri yeni yeni
düzelmeye başlamıştı. Böyle bir girişimi yapma şansları olmadığı gibi ABD
savunma sistemlerini de bilmiyorlar.
Kim yaptı?
1- ABD-İsrail derin devleti
2- Batılı ülke gizli servisleri
3- Batılı ülke gizli servisleri artı ABD/İsrail gizli servisleri |
ismetbaytak@hotmail.com
bergamaturkey@yahoo.com
kuzeyege@yahoo.com
|